RSS

LÖSEV Gönüllüsü Olmak Bir Ayrıcalıktır...

Büyük LÖSEV Ailesi, lösemili&kanserli çocuk ve ailelerin bu zorlu mücadelede yalnız olmadıklarını göstermek için sevgi ve azimle çalışan bir vakıftır. LÖSEV kurulduğu 1998 yılından bugüne dek faaliyetlerini duyarlı kişi ve kuruluşların destekleri ve binlerce GÖNÜLLÜSÜ’nün katkılarıyla gerçekleştirmiş; Türk halkının konu hakkında daha bilinçli ve duyarlı olmasıyla beraber tedavide %91'lere çıkardığı başarısını %100’e çıkartmayı hedeflemiştir.

LÖSEV'e gönlünü veren gönüllüler LÖSEV’in her etkinliğinde aktif rol almakta, vakıf çalışmalarına aktif katılım göstererek çocukları hayata bağlamaktadırlar.

Yüreğinde paylaşım ve sevgiye yer olan herkesi Lösev gönüllüsü olmaya davet ediyoruz.

Lösev gönüllüsü olabilmek için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli: http://bit.ly/losevgonullusu
Lösev’i Facebook’ta takip etmek için: www.facebook.com/losev0660
Lösev’i Twitter’da da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile  paylaşımlarınızla destekleyebilirsiniz.






Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.


  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Oradan, buradan, şuradan ...

Bencilce kendi küçük işlerimizin peşinde koşarken, insanlar hayatlarını kaybediyor. Bu ülkede artık kendi hayatımıza bile sahip değiliz, bırakalım özgürlüğü onu bunu. Özgürlük demişken yakında kadın olduğum için şu blogda yazamaya da bilirim. Böyle şeyler mümkün. Evimizde kendimize süsleniriz falan İran gibi. Korkuyorum anlıyor musunuz?!!!!!1!1 


Ha ne diyorduk özgürlük değil mi? Tabi özgürüz kendi çapımızda. Ama gece dışarı çıkıyorken kısa şort giydiğimde yanımda erkek bulunmak zorunda. Atılan lafların sınırı yok çünkü. Adamlar sınır tanımıyor vallahi.


Ben kendi ufak dertlerimi hala büyütmekle meşgulken neler oluyor bu lanet dünyada diyerek sansür kavramına en içten küfürlerimi yolluyorum.









Dipnot: Alakasız ne geliyorsa yazdım. Rakı masası muhabbeti oldu tam he.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

İşte Aranan İkili: Projektör ve Kamera

Bir kamera düşünün ki kaydettiğiniz anılarınızı küçük ekranlara sığdırmanızı istemiyor. Kaydettiğiniz görüntüleri geniş duvarlara ve istediğiniz herhangi bir yüzeye yansıtmanıza olanak sağlıyor. Yeni Sony Handycam, projeksiyon özelliğiyle her alanı bir sinema salonuna çeviriyor. Kısa ve eğlenceli tanıtım videosunu izledikten sonra siz de neden bahsettiğimi anlayacaksınız.



Eskiden bilimkurgu filmlerinde rastladığımız teknolojilerden biri daha hayatımıza giriş yaptı. Şimdi isterseniz kışın ortasında önceki yaz tatilinizi evinizin duvarına yansıtarak sevdiklerinizle izleyebilir hatta bunu bir alışveriş merkezinin dinlenme alanında bile yapabilirsiniz. Sony Projektörlü Handycam seçimi size bırakıyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Bazen çok üzülüyorum, insanlara.

Uzun zamandır yazamıyorum bıdıbıdısı yapmayacağım. Çünkü estikçe, aklıma geldikçe yazmak daha sağlıklı bana göre. Özellikle üniversite son dönem psikolojisiyle orda burda sürtmekten zaman da bulamadığımı belirtmek isterim. Son iki ayda eve sadece uyumak için girebildim. Yani arkadaşlarımlaydım ve kalabalık ortamlarda bana bir sürü malzeme çıktı.

Üzerinden çok geçmediği için sıcağı sıcağına bir olayı anlatmak istiyorum. Muhabbet, çevremdeki sorunlu arkadaşlarımdan biriyle alakalı. Sevgisini çok belli eden, bu yüzden sorunlarıyla, abartılı hareketleriyle beni nasıl yorduğunu görmezden geldiğim tatlı, dikkat çekmeyi fazlasıyla seven bu şahsiyetin egzantrik tripleri var ama hepsini anlatmayacağım. Sizden çok, yazarken ben bayarım çünkü.

Yine bir kalabalık ortamda hatun dikkat çekmeye çalışır. Fazla fazla konuşur. (1 saatten sonra tam bir brainfucker olduğu anlaşılır.) Muhabbetini dinleyen azsa, ortama hakim değilse; afedersiniz bu malak asabiye bağlar, her konuşmaya muhalefet olmaya başlar ! Güzelim ortamın içine eder, herkesi gerer, ben yorgunum ya gidecem der çeker gider. Bu, sorunlu davranışlarından sadece biri.

Aslan burçlarını severim, hatta çoğu arkadaşımın burcu aslandır, ama dikkat çekmeye çalışırken kendinizi rezil etmeyin be kardeşim. Egosu tavanmış gibi yapan insanların egosunun olmadığına bir tek ben inanmıyorumdur mutlaka. Uyarmak mı gerekir, hayatından atmak mı gerekir bilemedim.

Her zaman değişmeyecek tek düşüncem; yetiştirilme şeklinin çok önemli olduğudur. Lütfen doğru insanla evlenmeye çalışın, çocuk yapmadan önce çok düşünün. Doğurup doğurup sonra zktir etmeyin. Bi yetiştirin allah aşkına. Sonra sizin arızalı çocuklarınızla biz uğraşıyoruz.

Güzel arkadaşım, ne kadar sevmesem de şu şarkının nakaratını sana armağan ediyorum. http://fizy.com/#s/1ai8y0

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Ben, kendim.

Lise hayatım sürekli (özellikle son iki sene) melankolik triplerde geçti. Tipik ergen yani. Bir defterim vardı. Baştan sonra aptal şiir çalışmalarımla dolu. (tamam birkaçı fena olmamıştı) 


Şuanda tam o ergen kız gibi hissediyorum. Ben ki Alkol almaya normalden erken başlamış, yaz tatillerini yaşanabilecek en heyecanlı şekilde geçirmiş insan, bu yaz kendimden geçmiş gibiyim. Baktım ki alkol bile keyif vermiyor. Bir birayı 1 buçuk saatte hala bitirememişim, kendimi sorgulama ihtiyacı duydum. 

Resmen nasıl bir ruh haliyse, bilinçsizce bir defter açtım ve şiir yazmak üzere buldum kendimi!  Dedim saçmalama yine, uyduruk bir şiir için 1 saatini harcama tatil gününün. 

Şiir yazma güdümü de bunları deftere yazarak bastırıyorum. Sanırım kalem-kağıt ikilisinden vazgeçemeyeceğim. Bilgisayara geçerken pişman olucam ama kendimi durdurmanın tek yolu buydu. Kimsenin de aşkından ölmüyorum, nasıl şiir yazıcaktım acaba?! 

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Belki bir gün seversin...

Hani böyle tam gereksiz zamanlarda 'dan!' diye eskiler belirir gözümüzün önünde. Şuanda ben de öyle amaçsız zamanlarımdan birini yaşıyorum. (Tabi bir de vizeler falan filan, dersten kaçma bahanesi çaktırmayın:))


Tabi bunun da etkisi büyük. Tam böyle hiç derdim yokken dinleyip depresif havalarda takıldığım zamanların parçası.


Yine lise psikolojisine büründüm ve tam hissizlikten ölmekten yakındığım anda sakladığım tüm duygular ağzıma sı*tı.


İnsanların karakterlerini çözmeye kafayı takan ben ve kafamdaki de; karakterini tam çözerken kendisinden vazgeçtiğim dingil.


Tam bir asabi kafası: Biri çakallık yapmaya çalıştığı anda kafamda belirir direk cinayet sahneleri. o dingille insanlar hakkında aynı teşhisleri koyup, bunun üzerine kendi çapımızda yaptığımız felsefik muhabbetler geldi birden. Tek farkımız vardı: O salak ayağına yatabiliyordu. Bunu nasıl yapabiliyor diye kafama taktım yoksa umrumda değil yahu(!)


Neyse; biraz karşı cinsin tepkilerinden bahsetmek istemiştim konu dağıldı, hemen topluyorum. Asla aşkından ölüyor triplerine girmeyin. Hadi girdiniz, fark ettirmeyin. Bunu herkes biliyor tabi. Benim anlatacağım şey, bu taktiğin etkilerini karşı cinste nasıl fark edeceğinizle ilgili.


1.Siz onu aramasanız da, o daha çok aramaya başlar.
2.Muhabbet ederken daha çok sırıtır.
3.Bazen sakarlık yapar. Normalde aşırı sakar bi insan değilse bu heyecanlandığını gösterir.
4.Cümleleri doğru kuramaz bu da yukarıdakiyle aynı sebepten tabi.
5.Ben de aynı taktiği uygulayayım der, uzakmış gibi davranır ama siz de uzak davranmaya devam ederseniz tıpış tıpııış.


Sevgiyi bilemeyeceğim de aşk tam bir 'kaçan kovalanır' muhabbeti. Taktiklerle aşık et, hatalarla kendinden soğut. İradeliyseniz kendinizi tutun, değilseniz benim gibi frenleme olayında çok başarılı bi' arkadaş bulun kendinize derim ben. 


P.S: Çorba oldu ama vize haftası. Anlayış pls.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

En Favori Aksesuarımız : Maske

Bakmakla görmek arasındaki fark aslında ilkokulda Türkçe derslerinde gördüğümüzden çok daha büyük olmalı.. Yine şimdiye kadar ilk kez gördüğüm insanların davranışlarını ve o insanları tanıdıktan sonra ne hallerde gördüğümü anlatmak istiyorum.


Bir kere "bu hatun çok eğlenceli" dendiğine o hatunun gerçekte çok farklı olduğunu (olasılık %99) belirtmem gerekiyor. Çünkü çok şahit olduğum bir durum var. Etrafta kimseler yokken, ya da etrafındakiler çok samimi olduğu insanlar ise, o 'eğlenceli' tutum, yerini depresif moda bırakıyor. 

Hayatındaki tüm olumsuzlukları kompleks haline getirmiş olabilir, hiç eğlenemediğinden insan içinde bunun acısını çıkartıyor olabilir, hoşlandığı bi' kişiye gösteriş yapıyor olabilir vs.vs. Neyse bu birinci maskemiz.

'İnsanlar çeşit çeşit' denen beylik tabir doğru tabi ama gruplara ayırarak insanların kilit noktalarını belirleyebilir bu şekilde de tespit sıçabiliriz. 

Gelelim bahsetmek istediğim 2. tip insan modeline...  Hani şu sevimli insanlar vardır. İlk tanıştığında seversin direk kanın kaynar... Sevimlidir o işte. Gülümser sürekli, kikiki diye bir gülme şekli vardır, her araya da sokuşturur onu. 

İşte o tarz insanların tehlikeli noktasını iyice mıçmıç olmadan anlayamayız. Bi' samimi olun da görün gününüzü. O sevimlilik imajıyla harika bir şekilde kandırır, sonra atmadığı kazık mı kalır, yemediğiniz kapris mi?!.. Hakkaten çok zor insanlardır ve sinir hastası olabiliriz onlar sayesinde. 

Bir de dışarıdan soğuk nevale, tanıdığında 'aa sen çok soğuk duruyodun' denen tipler vardır. (Öhööm!) O insanlar şahane, mükemmel insanlardır demeyeceğim, kendimden biliyorum. Aşırı bir asabiyet söz konusu olabilir. Kendi sınırları vardır. Soğuk durma(mızın)larının sebebi de saygı kavramıyla kafayı yemiş olmalarından veya zamanında yedikleri arkadaş kazıklarından kaynaklanabilir. İnsanlar soğuk görüp mesafeli dursun, bir zararı dokunmasın, sadece saygı duysun düşüncesi vardır. Zaten ilişkileri de,arkadaşlıkları da saygının bittiği yerde biter. Laubali olunduğu takdirde yüz ifadeleri her şeyi ele verir, anında uzaklaşırsınız zaten. 

(Kendimi de kaktırdım araya, iyi oldu.)

Daha çok var da birden gelmiyor. Aklıma geldiği an not düşücem bu sefer, evet bu sefer yapıcam(!).



  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS