RSS

Ben, kendim.

Lise hayatım sürekli (özellikle son iki sene) melankolik triplerde geçti. Tipik ergen yani. Bir defterim vardı. Baştan sonra aptal şiir çalışmalarımla dolu. (tamam birkaçı fena olmamıştı) 


Şuanda tam o ergen kız gibi hissediyorum. Ben ki Alkol almaya normalden erken başlamış, yaz tatillerini yaşanabilecek en heyecanlı şekilde geçirmiş insan, bu yaz kendimden geçmiş gibiyim. Baktım ki alkol bile keyif vermiyor. Bir birayı 1 buçuk saatte hala bitirememişim, kendimi sorgulama ihtiyacı duydum. 

Resmen nasıl bir ruh haliyse, bilinçsizce bir defter açtım ve şiir yazmak üzere buldum kendimi!  Dedim saçmalama yine, uyduruk bir şiir için 1 saatini harcama tatil gününün. 

Şiir yazma güdümü de bunları deftere yazarak bastırıyorum. Sanırım kalem-kağıt ikilisinden vazgeçemeyeceğim. Bilgisayara geçerken pişman olucam ama kendimi durdurmanın tek yolu buydu. Kimsenin de aşkından ölmüyorum, nasıl şiir yazıcaktım acaba?! 

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Belki bir gün seversin...

Hani böyle tam gereksiz zamanlarda 'dan!' diye eskiler belirir gözümüzün önünde. Şuanda ben de öyle amaçsız zamanlarımdan birini yaşıyorum. (Tabi bir de vizeler falan filan, dersten kaçma bahanesi çaktırmayın:))


Tabi bunun da etkisi büyük. Tam böyle hiç derdim yokken dinleyip depresif havalarda takıldığım zamanların parçası.


Yine lise psikolojisine büründüm ve tam hissizlikten ölmekten yakındığım anda sakladığım tüm duygular ağzıma sı*tı.


İnsanların karakterlerini çözmeye kafayı takan ben ve kafamdaki de; karakterini tam çözerken kendisinden vazgeçtiğim dingil.


Tam bir asabi kafası: Biri çakallık yapmaya çalıştığı anda kafamda belirir direk cinayet sahneleri. o dingille insanlar hakkında aynı teşhisleri koyup, bunun üzerine kendi çapımızda yaptığımız felsefik muhabbetler geldi birden. Tek farkımız vardı: O salak ayağına yatabiliyordu. Bunu nasıl yapabiliyor diye kafama taktım yoksa umrumda değil yahu(!)


Neyse; biraz karşı cinsin tepkilerinden bahsetmek istemiştim konu dağıldı, hemen topluyorum. Asla aşkından ölüyor triplerine girmeyin. Hadi girdiniz, fark ettirmeyin. Bunu herkes biliyor tabi. Benim anlatacağım şey, bu taktiğin etkilerini karşı cinste nasıl fark edeceğinizle ilgili.


1.Siz onu aramasanız da, o daha çok aramaya başlar.
2.Muhabbet ederken daha çok sırıtır.
3.Bazen sakarlık yapar. Normalde aşırı sakar bi insan değilse bu heyecanlandığını gösterir.
4.Cümleleri doğru kuramaz bu da yukarıdakiyle aynı sebepten tabi.
5.Ben de aynı taktiği uygulayayım der, uzakmış gibi davranır ama siz de uzak davranmaya devam ederseniz tıpış tıpııış.


Sevgiyi bilemeyeceğim de aşk tam bir 'kaçan kovalanır' muhabbeti. Taktiklerle aşık et, hatalarla kendinden soğut. İradeliyseniz kendinizi tutun, değilseniz benim gibi frenleme olayında çok başarılı bi' arkadaş bulun kendinize derim ben. 


P.S: Çorba oldu ama vize haftası. Anlayış pls.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

En Favori Aksesuarımız : Maske

Bakmakla görmek arasındaki fark aslında ilkokulda Türkçe derslerinde gördüğümüzden çok daha büyük olmalı.. Yine şimdiye kadar ilk kez gördüğüm insanların davranışlarını ve o insanları tanıdıktan sonra ne hallerde gördüğümü anlatmak istiyorum.


Bir kere "bu hatun çok eğlenceli" dendiğine o hatunun gerçekte çok farklı olduğunu (olasılık %99) belirtmem gerekiyor. Çünkü çok şahit olduğum bir durum var. Etrafta kimseler yokken, ya da etrafındakiler çok samimi olduğu insanlar ise, o 'eğlenceli' tutum, yerini depresif moda bırakıyor. 

Hayatındaki tüm olumsuzlukları kompleks haline getirmiş olabilir, hiç eğlenemediğinden insan içinde bunun acısını çıkartıyor olabilir, hoşlandığı bi' kişiye gösteriş yapıyor olabilir vs.vs. Neyse bu birinci maskemiz.

'İnsanlar çeşit çeşit' denen beylik tabir doğru tabi ama gruplara ayırarak insanların kilit noktalarını belirleyebilir bu şekilde de tespit sıçabiliriz. 

Gelelim bahsetmek istediğim 2. tip insan modeline...  Hani şu sevimli insanlar vardır. İlk tanıştığında seversin direk kanın kaynar... Sevimlidir o işte. Gülümser sürekli, kikiki diye bir gülme şekli vardır, her araya da sokuşturur onu. 

İşte o tarz insanların tehlikeli noktasını iyice mıçmıç olmadan anlayamayız. Bi' samimi olun da görün gününüzü. O sevimlilik imajıyla harika bir şekilde kandırır, sonra atmadığı kazık mı kalır, yemediğiniz kapris mi?!.. Hakkaten çok zor insanlardır ve sinir hastası olabiliriz onlar sayesinde. 

Bir de dışarıdan soğuk nevale, tanıdığında 'aa sen çok soğuk duruyodun' denen tipler vardır. (Öhööm!) O insanlar şahane, mükemmel insanlardır demeyeceğim, kendimden biliyorum. Aşırı bir asabiyet söz konusu olabilir. Kendi sınırları vardır. Soğuk durma(mızın)larının sebebi de saygı kavramıyla kafayı yemiş olmalarından veya zamanında yedikleri arkadaş kazıklarından kaynaklanabilir. İnsanlar soğuk görüp mesafeli dursun, bir zararı dokunmasın, sadece saygı duysun düşüncesi vardır. Zaten ilişkileri de,arkadaşlıkları da saygının bittiği yerde biter. Laubali olunduğu takdirde yüz ifadeleri her şeyi ele verir, anında uzaklaşırsınız zaten. 

(Kendimi de kaktırdım araya, iyi oldu.)

Daha çok var da birden gelmiyor. Aklıma geldiği an not düşücem bu sefer, evet bu sefer yapıcam(!).



  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Hevesim kaçsa da yazacağım!

Tam blogger olduğum gün blogspotun kapatılması çok enteresan. Var bende bir cenabetlik herhalde. Bu yanlış stratejilerle hareket eden şirketler yüzünden konseptimi bozuyorum azıcık. 


Şimdi malum şirket çalışanlarının psikolojisini ele alırsak; ilk olarak adamlar google'da kendi yayınladıkları maçları arattılar. Sanırım google kullanıldığı için blogger siteler ilk sıralarda çıktı. Burada müthiş bir konuşmacıdan alıntı yapmak istiyorum: Amma lakin ki öyle değildir. Benim arkadaşlarımın çoğu başka sitelerden izliyor maçları. Ama bunu düşünemediler herhalde. Üstelik yüz binlerce bloggerı kendilerine düşman ettiler. 


Ama geri adım atacaklarından hiç şüphem yok. Sayılıp sövülerek oluşturulmuş maillerin haddi hesabı yok çünkü. O maillerden bir tanesi bana gelseydi tutuşmuştum şahsen. Kendi yazdığımdan ben ürktüm, o derece. 


Zaten zihniyetin boku çıkmış durumda. Bir de bu kuruluşların yaptıkları yanlışlarla patlamaya hazır volkan olarak bizler direk köpürdük. Zaten biriken sinirimizi nereden çıkaracağımızı şaşırmış durumdayız. Bu tarz engellemelere daha fazla tahammülümüzün olmadığını maalesef sadece yazarak gösterebiliyoruz. Engellenen de bu olunca daha büyük ayaklanmalara hazırlıklı olsunlar derim. Sizinle de kafayı bozdum!

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Soğuk Mu? Çekingen Mi?

Tam insanlardan soyutlanayım derken yine bir beyin fırtınasının içinde buldum kendimi geçen gün. Şöyle iki müzik dinleyeyim, meşrubatımla(!) kafa dağıtayım diyerek oturduğum yerden iki dakika uzaklaşmamla tüm konsantrasyonum bozuldu. Sadece tanıdık diye tabir edilen ne arkadaş ne yabancı arasında birine rastladım çıktığım yerde. Yine selamlaştık ve uzaklaştıktan sonra hasss... diyerek o 'tanıdığın' kişiliğini irdelemeye başladım.


Her neyse; işi düştüğünde nette bülbül gibi şakıyan arkadaşımız yüz yüze aşırı bir tutuklukla karşımıza çıkıyor. Onu gören çoğu insan eminim ki "onu sürekli gazlıyorlar abi bence, ne bu havalar artisliklerr!" gibi cümleler kuracaktır. Ama ben kafası fesatlığa feci basan ve insanların "kafasını bi' bunlara yoruyor, her haltı bilir." yorumlarına maruz kalan insanlar gibi beynimin tüm nöronlarını bu olaya yoğunlaştırdım. Sonuçta da bu cool arkadaşın aslında cidden çekingen olduğu teşhisini koydum. 


Karşınızdaki 'tanıdığın' neden böyle davrandığını merak ediyorsanız bi' test yapın: 
Öncelikle selam verin. Çok sıcak bi' şekilde, sanki geçen bütün haftayı beraber kanki modlarında geçirmişsiniz gibi, muhabbete girmeye çalışın. 
Karşınızdaki insan afallayacaktır, tepkisinin de ne olacağını bilmediğimiz için siz en iyisi etrafta kimseler yokken yapın bunu ki rezil kepaze olmayın. 


Neyse, eğer karşınızdaki insan size tutuklukla karışık bi' tebessüm etmeye başladıysa anlayın ki aslında muhatabımız, havalı insan maskesiyle çekingenliğini ya da komplekslerini saklamaya çalışan gayet sade bir vatandaştır. 


Diğer ihtimal de (yani özgüveninize bir miktar zarar verecek olan ihtimal) ; garip mimiklerle 'napıyo lan bu?' ifadesini takınıp muhabbeti kısa kesip kaçmaya çalışması olucaktır. Zaten çok samimi değildiniz bir şey kaybetmezsiniz. 
Bu insan karşı cins ise ve sizi gerçekten incitirse diye de ilacımla geldim.



  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Neden yapıyorum ulan bunu!?


      İnsanlarla kafayı bozmamın içeriğini insan davranışlarına fazlasıyla takık olmam oluşturuyor. Çok derin, önemli devlet meselesi değil biliyorum ama hepimiz sosyal varlıklar olduğumuz için yaşamımızda oldukça yeri olan bir konu bence.

Bir ara psikolojik sorunumun ismini baya düşündüm, araştırdım ama tam tanımını bulamadım. Obsesiflik var ama kalkıp biri bana dokundu hastalık bulaştı mı diye sorduğum, her gün çamaşır suyuyla evi baştan aşağı yıkadığım,  kaldırımda aynı çizgide yürüyeyim derken yere kapaklandığım falan olmadı yani.

      İzliyorum, başkasının birini izlediğinde ne kadar salak göründüğünü de bildiğim için hiç çaktırmıyorum(ya da öyle sanıyorum). Etrafındaki insanlara nasıl davrandığına bakıyorum, hangi hareketi ne amaçla yaptığını sanki mecburmuşum gibi çözmeye çalışıyorum. Ve bu izlediğim insanlar gerçekten çok gereksiz kişiler de olabiliyor. Artık kendimi bile sıkmaya başladığım bu huyumu başkalarına da bulaştırabilmek dileğiyle sizinle paylaşacağım (evet şuanda hain kahkahalar atıyorum).

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS